Kıble İnkılabı

Standart

kıble inkılabı

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah cc.’ya mahsustur. Salat ve Selam, Hz. Muhammed (sav)’in, O’nun Ashabının, yolunda gidenlerin üstüne olsun.

Kıble, kişinin kalbi ve cesediyle birlikte Kâbe’ye yönelmesi ve Allahû Teâla’ya bağlanmasıdır. Namazda kıbleye yönelmek farzdır. Allahû Teâla cc. her gün beş vakit namaz aracılığı ile bize kıblemizi öğretir. Allahû Teâla cc. kuran-ı kerimde şöyle buyuruyor.

‘’(Ey Muhammed) senin yüzünü ısrarla göğe çevirdiğini görüyoruz. Seni hoşuna gidecek bir kıbleye döndüreceğiz. Bundan böyle yüzünü mescidi haram tarafına çevir. Nerede olursanız olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin…’’(1)

‘’Nereden yola çıkmış olursan ol, yüzünü mescid-i harama doğru çevir…’’ (2)

Allahû Teâla cc. bu ayeti kerimelerinde peygamberine kıblesini öğretiyor. Kıble çok önemlidir. Kıblesini kaybeden Müslüman, Allahû Teâla cc’yı kaybetmiş demektir.

Geçmişte ve şu yüzyılda kıblesini şaşırmış topluluklar mevcuttur. Laikliğe iman etmiş sağcıların kıblesi Roma olan topluluklar, Laikliğe iman etmiş demokrat solcular Moskova’yı kıble edinmişti. Paraya iman etmiş, karşı cinse iman etmiş ve makama iman etmiş topluluklarda mevcuttur. Allahû Teâla cc.’ya iman etmiş İslam’a teslim olmuş Müslümanların kıblesi ise Kâbetu’l Muazzama’dır.

Kıble inkılabı, kişinin gönlü ile Allahû Teâla cc.’yı bulması ve hayatı ile hayat kanunlarını sadece ondan almasıdır. Bizi Allahû Teâla cc.’ya taşımayan, O’nunla buluşturmayan, bizi O’na yaklaştırmayan, namazlarımız, zikirlerimiz, secdelerimiz birer yüktür. ‘’Kulun Allahû Teâla cc.’ya en yakın olduğu an ‘’ secde anı iken, bizler secdelerimizde dünya ile meşgul isek, kıblemizde sorun var demektir.

Kıblemizi sadece namazda değil, dünya hayatında da ikame etmeliyiz. Alış verişlerimizde, okullarımızda, sporumuzda, aile hayatımızda vs. her yerde her noktada kıblede inkılab yapmalıyız. Allahû Teâla cc.’nın emir ve yasaklarına tabi olmalıyız.

Fi emanillah.

Ümmet Olmak

Standart

ümmet olmak

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve Selam, Hz. Muhammed (sav)’in, O’nun Ashabının üstüne ve ümmet olmanın bilincinde olan Müslümanların üzerine olsun.

Bir din, bir düşünce yada bir ideolojiyi anlamlı, anlaşılır ve etkin kılan en önemli etken, hiç şüphesizdir ki, o din, düşünce yada ideolojiyi ifade eden kavramlardır. İslam dininin en önemli kavramlarından olan ÜMMET kavramıda iyi anlaşılmadığından Müslümanlar ayrılığa düşmüş kardeş kardeşi katletmiş ve Müslümanlar mazlum duruma düşmüştür.

Ümmet, imam kelimesinden alınmış cemaat, ana, yol, din, millet, familya, nesil, boy, zaman anlamında. Istılahta ise; kendi iradeleriyle veya bir zorunluluk neticesinde aynı yerde, aynı zamanda veya aynı dine tabi olma neticesinde bir arada yaşayan insan topluluğudur.(1)

Ümmet; kuru kalabalık değil, din, millet ve şeriat anlamına gelir. Allah’ın dini, Allah’ın şeriatı etrafında kimlik ve kişilik kazanmış mü’minler topluluğunu ifade eder. Allah cc. Kur’an-ı Kerimin birçok yerinde ümmet hakkında açıklamada bulunmuştur. Rabbimiz buyuruyor:

İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir ümmet olsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. (2)

Yarattıklarımızdan (öyle) bir ümmet var ki, hakka iletirler ve hak ile adalet yaparlar.(3)

Ümmet olmak demek, Müslümanlar nerede ise orada olmak ve bulunmak demektir. İslam ümmetinin salahı ve hayrı nerede ise mezhep ve meşreb, kavim ve kabile farkı gözetmeksizin hesapsız, pazarlıksız ve korkusuzca orada bulunmak, tek ümmet şuuruna ermiş olanların alametidir.

Ümmet olmayan Müslümanlar, kuru kalabalıktan öte bir öz ve özellik taşımazlar. Kavmiyetçilik/Milliyetçilik ateşinin Müslümanları çepeçevre kuşattığı bir zamanda ve mekanda tek ÜMMET OLMAK, ANIN VACİBİ’DİR.

Anın vacibinin ihyası için, dünya hayatımızda daha iyi bir kul olmak için, Rasulullah (sav.)’e komşu olmak için ve Ahiretimizin hayırlı olması için ÜMMET OLALIM.

 

Fi emanillah.

 

—————————————————————————————————————————-

(1)  el – isfahani, el- müfredat

(2) Âl-i İmran süresi 104; aynı kullanılış için bkz. Âl-i İmran 113; Maide 66; A’raf 159, 164;

Kasas 23;

(3) A’raf süresi 181

VAHDET’E GİDEN YOL

Standart

VAHDET’E GİDEN YOL

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve Selam, Hz. Muhammed (sav)’in, O’nun Ashabının, yolunda gidenlerin üstüne olsun.

Vahdet nedir? Yenen bir şey midir? İçilen bir şey midir? Yoksa gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz yıldızlardan birinin ismi midir?  Ben Müslüman’ım diyen ve bir çok Müslüman’ında bu kelimeden habersiz olduğunu görüyoruz.

Vahdet; birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmaya denir. Vahdet mü’minlerin yolunda olmak ve mü’minlerin yoluna sahip çıkmaktır. Allahu Teala nisa süresi 115. Ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor. ‘’Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra peygamber’e karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.’’ Mü’minlerin yolu, itikad ve amelde mü’minlerin tuttuğu  tevhid yolu ve sağlam dindir ki, Allah’a, Allah’ın  Rasulü’ne ve mü’minlerin emirine itaat yoludur. Vahdet için Allah’a, Allah’ın  Rasulü’ne ve mü’minlerin emirine itaat etmemiz farzdır.

Müslümanların aynı değerlere inandıkları halde aynı mücadele yoluna kavuşmamış olmaları, müşterek düşmana karşı müşterek mücadelede buluşmamaları, bu ümmetin vahdet olmamaları meşru hedefe ulaşmada en büyük zorluk olarak karşımızda durmaktadır. Bu hastalığı çözmenin yolu, İslam imanından kaynaklanan vahdeti Müslümanların gündemine, gönlüne, gününe ve güncel meselelerine taşımaktır.

Bu ümmete son zamanlarda bulaşan en tehlikeli hastalık, ‘anlaşmazlık ve muhalefet’ hastalığıdır. Her şeyde ve her yerde ihtilaf. Öyle ki; bu hastalık inançları düşünceleri, tasavvur ve görüşleri içine aldığı gibi, zevkleri davranışları ve ahlakı da etkilemektedir. Müslümanların arasındaki ayrılıkları ortadan kaldırmayı esas alan Kur’an ve sünnet , Müslümanların birbiriyle olan ilişkilerindeki safiyeti bulandıracak, kardeşliği zedeleyecek her şeyi, iyileştirilmesi gereken birer hastalık olarak görerek, tedavi yoluna girmiştir. Allaha ortak koşmadan sonra İslam’ın kınadığı şeylerin başında ümmetin ayrılığa düşmesi gelmekte, Allah’a imandan sonra, İslam, mü’minlere birlik ve beraberlik içinde olmalarını emretmektedir. (1)

Allahu Teala Enbiya süresi 92. Ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor. ‘’ Mu-hakkak ki bu tek bir ümmet olarak sizin ümmetinizdir! Ben, sizin Rabbinizim! O hâlde bana kulluğunuzun bilincine erin!’’

Hz peygamber (s.a.v.) şöyle buyuruyor. “Cemaat rahmet, tefrika (ayrılık çıkarma) azaptır.” (2)

Hz peygamber (s.a.v.) şöyle buyuruyor. “Bereket, cemaatle beraberdir.” (3)

Evet vahdet olmalıyız, ayrılık düşmanların üstünlüğü demektir. Şöyle bir slogan atarak yazımızı tamamlıyalım. ‘’ VAHDET FANTAZİ  DEĞİL FARZDIR.’’

Fi emanillah.

 

—————————————————————————————————————————-

(1)  İslam’da İhtilaf Usulü/ Prof. Cabir Alevani/ sh:17

(2) Ahmed  bin Hanbel 4/145, 278

(3) İbn Mâce, Et’ıme 17

4 Büyük Halife kimdir halifelik nedir hakkında bilgi

Standart

Dört büyük halife sırası ile

  • Hz Ebu Bekir sıddık (radakullahu anh)
  • Hz Ömer Bin Hattab ( radakullahu anh)
  • Hz Osman Bin Affan ( radakullahu anh)
  • Hz Ali Bin Ebu Talib ( radakullahu anh)

Dört Büyük Halife Kaçar Yıl Halifelik Yapmıştır

Hz Ebu Bekir sıddık (radakullahu anh)  2 yıl halifelik yapmıştır

Hz Ömer Bin Hattab ( radakullahu anh) 10 yıl  Halifelik yapmıştır

Hz Osman Bin Affan  radakullahu anh) 10 yıl Halifelik yapmıştır

Hz Ali Bin Ebu Talib ( radakullahu anh) 5 yıl Halifelik yapmıştır